BULUTLARIN ÜLKESİNİN NEFESİ DERTLİ TULUM

Dumanların Kaydesi

BULUTLARIN ÜLKESİNİN NEFESİ DERTLİ TULUM

               

Tarihi Romalılara dayanan, Romalılarca Anadolu üzerinden Avrupa’ya taşındığı söylenen sevdalı dağların dili, dumanların kaydesi tulum; Rize’nin Çayeli ilçesinden başlayıp Artvin’e kadar uzanan bölgede çalınır, oynanır. Düğünde misafirleri eğlendirir, düğünden önce gelini evden çıkarır. Bazen yolu dumanlı yaylalara düşen bir gezgine hoş geldin der, bazen sevdalı bir yüreğe derman olur. Bazen yere sert vur diye emir verir ayaklara, bazen dertli dertli baktırır uzaklara. İki elin beş parmağında hayat bulur. Üstadın ciğerinden aldığı nefesle melodi olur, ruhlara dokunur. Şimdi gelin bulutların ülkesinin sesine biraz daha yakından bakalım.

 

 

             Bulutların arasından kulaklara oradan da kalplere işleyen tulum; Ağızlık (Dudula), oğlak derisi ve nav olmak üzere üç ana gruptan oluşur. Nav, iki tane sipsinin birleşimi ile oluşan parmakların dans ettiği kısımdır. Ağızlık ise şahane ezgilere dönüşen derin derin nefeslerin verildiği tulumun en üst kısmındaki yere denk gelir. Arada kalan tatlı tombiş kısımda malumunuz oğlak derisi. Derinin üzerine kadifeden kılıflar yapar ustalar, kılıflara minik cepler koyarlar tulumun birleştirdiği halkada tulumun hakkı verilsin diye. Bildiğimiz kadarıyla tulum üzerinde para cebi bulunan tek enstrümandır. Halkanız bir parçası olmanın mutluluğuyla keyifle horon oynarken tulumcu önünüzde durup akan ezgiye ara vermek suretiyle ‘’bip bip’’ diye aynı notayı vuruyorsa bu “Ver bu nefesin hakkını” demektir. Gönlünüzden kopan miktarı kadife kılıfın süslü cebine koyduğunuzda maharetli eller nav üzerindeki dansına kaldığı yerden devam edecektir.

 

Hemşin vadisinde büyüyen çocuklar hep tulumla büyüdü, ağlayınca tulumla sustu. Bazıları sadece dinleyip ruhlarını mutlu ederken bazıları ciğerleri daha minicikken başladı dudulaya üflemeye. Onlar 1 nefes 5 parmakla insanların ruhuna dokunmayı seçtiler. Ve bu cennet coğrafyadan çıkan Remzi Bekar, Mahmut Turan, Bülent Bekar, Şükrü Parlak, Mustafa Gökay Ferah gibi üstatlar ruhlarımıza dokunmaya devam ediyor.

 

Bin bir parçaya ayrıştığımız şu günlerde bizi birbirine bağlayan çok az şey kaldı. Halkasında zengini fakiri, güzeli çirkini, sağcıyı solcuyu el ele tutuşturan yanık sesli tuluma sarıldık biz. Tulumun nefesi, memleketin heveslisiyiz. Halkamıza katılan, elimizi tutan güzel yüreklerle her geçen gün daha da büyüyor ve güçleniyoruz. Yerimiz var. Elimizi tutacak, halkamızı daha da büyütecek yeni insanlar görmek içen sabırsızlanıyoruz. Haydee.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Etiketler: Tulum blog
Ekim 23, 2019
Listeye dön
718301831